Hayatımdan sıkıldım, sen de sıkıl istiyorum.
22 Ağustos 2012 Çarşamba
bu şapkadan tavşan çıkmaz!
Sudan çıkmış bir balığın şaşkınlığıyla baktığım günlerdeyiz dünyaya. Böyle "nerdeyim lan ben" tribindeyim. Ama imana geldim yeminle! Dualarım bir bir kabul oluyor. Benim James var ya, hı işte onunla ilgili ne dilesem gerçek oluyor canım. Yok böyle bir şey demeyin oluyor yahu vallahi oluyor. Noldu da böyle diyosun allasen demeyin anlatıyorum. Şimdi ben böyle tırt tırt takılıyorum kendimce, ot gibi hayatımda hava su güneş yaşıyoruz. Malum ramazan bayramı işte, memleketime gidiyorum ben de. Akşam otururken bizim Ce tutturuyor"karşim beni bir ara lütfen!" allam diyorum noldu bu bebeye? Tabi gidip arıyorum işte, bayağı bi muhabbetler. Rüyalanmış bizim Ce, dalga geçiyorum bayağı. sonra diyor ki James'la ilgili ne hissediyorsun. Hissetmiyorum bir şey amına koyim diyemiyorum. Hissediyorum çünkü, hissetmesem midem ağrır mı çocuğun adını duyunca. Midemi geçtim gözlerim doluyor lan bazen, töbe est. Neyse işte diyorum o benim ağzıma sıçtı yavrum ne hissediyim mide bulantısı haricinde? Nasıl kuğul havalr ben de. Halbuki çocuğun yoluna ölüyorum. Gel gör ki gel dese koşucam sanki. Neyse bizimkiyle James konusuyoruz biraz ben evime geliyorum tabi. Sonra bizim Yüzücü tatile gidecekmiş Antalya'ya. Görüşmemiz gerek tabi, olmaz öyle vedalaşmadan gitmek! Ama bu esnada bizim Ce de tutturmuş yok efendim benle görüşmen gerek! Allam benim otoriter ultra katı anneciğimin (burdan öpüyorum onu) yasakları yok mu. Gidemem ki göndermez yani. Evlat acısı gibi. Anlatacakları var Ce'nin ama telefonda anlatamıyor beyimiz. Napsak ne etsek derken Yüzücü fıstık imdadımıza yetişiyor! Ertesi gün ben evde saçlarımı yaparken yüzücü fıstık bize geliyor. Böyle oturuyoruz yiyoruz içiyoruz falan. asıl tatlıyız ama anneme de bi hoş göründük böyle şirin kız cici kız modlarında. Hele yüzücüyü görsen benden tatlı. Neyse efendim bizim Ce kalkmış tâ oralardan gelmiş bizim buraya. Alıyoruz onu da gidiyoruz amele parklardan birine! Bu bi konu listesi yapmış telefonunda, görsen gülersin tabii ben görmedim. Direkt konuları dinledim. Özetle şunlardı: "James seni çok seviyor, James çok pişman, James sigaraya başladı senin yüzünden, James içmiş senin yüzünden, James bana senden bahsediyor, James cidden seviyor, James adını dövme yaptıracak" İlk tepkim bir kahkaha oluyor sonra sırıtma sonra baş ağrısı sonra mide bulantısı şaşkınlık falan işte. Gel gör ki inanmak istemiyorum, inanmıyorum da. James sevme özürlü çünkü, mal biraz o konuda. Çok güzel bi kızı bile sevebilitesi olduğundan şüpheliyim. Benim gibi şişman bi kızı mı sevecek ahahahhahahahahah diyorum kendi kendime. Konuşuyoruz konuşuyoruz bunları bırakıyorum sonra işte ben. Akşam James'ım mesaj atıyor. Çok üzgünmüş pişmanmış çok seviyormuş muş. Kötü oluyorum tabi, kim kötü olmaz allasen? Sonraa gel geleliim yarın konusalım diyorum. Özetle demek istediklerim şuydu Sevgili en sevdiğim James; hayatıma pat diye girdin zönk diye ağzıma edip usulca tırt diye çıktın. Şimdi gelmiş yeniden hayatını mahvetmeye geldim aşkööm diyorsun. Ben de öyle saf öyle mal ve öyle.. Neyse salağım işte konuşuyorum seninle. Seviyorum çünkü, seviyorum amınakoyim napıyım ki? Neyse işte. ŞEHİT VAR Bİ DOLU ÜLKEMDE. NERDE BAYRAK NERDE MİLLET! OLUM ORDA ÖLEN BENİM MEMEDİM!
16 Ağustos 2012 Perşembe
Harika neşeli bir gün geçirdikten sonra, gecenin bi yarısı aklıma geldi yine. Hayır ne geliyosun aklıma?Madem geliyosun niçin o kadar uzun kalıyorsun? Şeytan diyor git bağır çağır diye. Ama sadece kendi kendine konuşuyor tabii, bana gelirsen faaliyet falan yok. Tabi ben öyle de bir cin fikirliyim ki, direkt askfm linkine giriyorum çocuğun. Hakkında yeterli şey öğrenemeyip bir de üstüne yüzsüzlük yapıp arkadaşım faceine girip konuşmalarını okuyorum. Vicdan azabı duyuyormuş beyimiz, kıyamam ya. sen ağzına sıç bırak kızı göt gibi sonra vicdan azabı duy. Daha çok duyarsın koçuum heheyy diyorum tabi, bir yandan twitterda paylaştığı şarkıyı dinliyorum "dön" temalı. Sonra bu diyor ki kız bana sövse haklı. Haklıyım lan, al işte çarkına tüküreyüm çok seviyorum seni. Hadi eyvallah
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Her şey.
İtiraf etmeliyim yaşadıklarım hiçbir derece normal olmadı olmayacak. Nereden başlasam da size olan hayatımı özetlesem bilemedim.
Çok sevdiğim insan beni sevmediğinden bana aşık olan birine evet dedim. Evet, yaptığım en saçma hataydı. Hiç çilek yerine muz yenir mi? Bi kere üzerinde yaprakları yok. Neyse işte daha sonra bizim üst dönemden bi' yakın arkadaşımı sözde en yakın arkadaşımla tanıştırdım. Üst dönemdekinin adı Ce olsun. Çok güzel Ce mimiği yapar kendileri. Arkadaşım da pro yüzücü tabi, kızın afili var! Ona da yüzücü diyeyim ben en iyisi.
Ben tanıştırdıktan birkaç gün sonra da Bu Ce'nin en yakın arkadaşı James bana mesaj attı. Tabi ben bu aralar bay Uzun'la birlikteyim işte. Ama olmuyo yani çocukla, ölsen kurtulamazsın o derece anlaşamaz hale gelmişiz. Bunları tanıştırdıktan tam bir hafta sonra buluşuyoruz Güven Meydanda Ce, Yüzücü, James ve ben tabii. Ben James'i görüyorum ve oha ne yakışıklı lan bu modlarında böyle bi erimeler falan. Şimdi allah var çocuk da bir içim su. Gel gör ki apaçi dediğimiz tarzdan! Dikmiş saçları böyle "buralar bizim zamanımızda hep tarlaydı yağğ" modunda yürüyoruz Konur'da. Hıı diyorum apaçi falan ama çok yakışıklı abi. Tabi bu esnada Ce ile Yüzücü birbirine asılmakta. Neyse Ce bana soruyor napalım diye Guitar Hero diyorlar hayır diye cırlıyorum. Yok abi çocuğa rezil mi oluyum yani? Bunu mu istiyosunuz? Töbe Allam. Neyse çocuk da benden gönüllü çıkıyor, "Pes yapalım." Diyorum ben bilmiyorum. Bilmediğğim şeyden rezil olacak değilim ya öğretirsin. Nasıl da sevgi pıtırcığıyım böyle. Gidiyoruz tin tin bi pes cafeye, bunların tanıdığı mekan tabi. Adama ismiyle hitap ediyor Ce, çok kuğul tavırlar bunlar olum diyorum içimden.Ce ve Yüzücü bi masaya, Biz Yakışıklı James'mla bi masaya oturuyoruz. Çocuk bana anlatıyor tuşları. Ben çocuğun yüzüne bakıyorum, çocuk afallıyor tabi. Ama çok güzel gülüyor napıyım? Neyse başlıyoruz oynamaya. Bu bana bilerek veriyor 2-3 maç. Sonra alıyor tabii. Eğleniyorum oynarken ne de olsa o oynatıyor ya.Sonra Ce ve yüzücü geliyolar onlar ikisi biz ikimiz maç yapıyoruz. Ufuuu yeniyoruz da yeniyoruz bunları özetle. El çarpmalar birbirine bakıp gülmeler havada uçuşuyo. James'ın maçı var. Götürüyoruz onu durağa tokalaşıyoruz, bindiriyoruz. Gidiyor. Bu kadar. Tabi bunlar olduğunda ben Uzun'dan ayrılalı 3 gün oluyor. Benim onlarla buluştuğum gün Uzun kalkıp geliyor oturduğum semte. Vedalaşıyor benimle, hala aşık. Ama olmadı be Uzun yapamazdık seninle biliyosun. Bana göre değildin sen, yanlıştı hiç olmamalıydı. Aradan harika 20 gün geçiriyorum ben, James'la aramız o kadar iyi ki. Kanatsız meleklerin varlığına inandırmışım onu. Klasik hıyar yavşaklığı afedersin. Neyse, çıkıyoruz bununla. 4 gün sonra ayrılıyoruz. Üzmek istemiyor beyimiz! Yalan. Yakışıklı James'lar asla benim gibi mahalle kenarının olamayacak. Bu da bundan sonra neden sevgili istemediğimin anısıdır.
Çok sevdiğim insan beni sevmediğinden bana aşık olan birine evet dedim. Evet, yaptığım en saçma hataydı. Hiç çilek yerine muz yenir mi? Bi kere üzerinde yaprakları yok. Neyse işte daha sonra bizim üst dönemden bi' yakın arkadaşımı sözde en yakın arkadaşımla tanıştırdım. Üst dönemdekinin adı Ce olsun. Çok güzel Ce mimiği yapar kendileri. Arkadaşım da pro yüzücü tabi, kızın afili var! Ona da yüzücü diyeyim ben en iyisi.
Ben tanıştırdıktan birkaç gün sonra da Bu Ce'nin en yakın arkadaşı James bana mesaj attı. Tabi ben bu aralar bay Uzun'la birlikteyim işte. Ama olmuyo yani çocukla, ölsen kurtulamazsın o derece anlaşamaz hale gelmişiz. Bunları tanıştırdıktan tam bir hafta sonra buluşuyoruz Güven Meydanda Ce, Yüzücü, James ve ben tabii. Ben James'i görüyorum ve oha ne yakışıklı lan bu modlarında böyle bi erimeler falan. Şimdi allah var çocuk da bir içim su. Gel gör ki apaçi dediğimiz tarzdan! Dikmiş saçları böyle "buralar bizim zamanımızda hep tarlaydı yağğ" modunda yürüyoruz Konur'da. Hıı diyorum apaçi falan ama çok yakışıklı abi. Tabi bu esnada Ce ile Yüzücü birbirine asılmakta. Neyse Ce bana soruyor napalım diye Guitar Hero diyorlar hayır diye cırlıyorum. Yok abi çocuğa rezil mi oluyum yani? Bunu mu istiyosunuz? Töbe Allam. Neyse çocuk da benden gönüllü çıkıyor, "Pes yapalım." Diyorum ben bilmiyorum. Bilmediğğim şeyden rezil olacak değilim ya öğretirsin. Nasıl da sevgi pıtırcığıyım böyle. Gidiyoruz tin tin bi pes cafeye, bunların tanıdığı mekan tabi. Adama ismiyle hitap ediyor Ce, çok kuğul tavırlar bunlar olum diyorum içimden.Ce ve Yüzücü bi masaya, Biz Yakışıklı James'mla bi masaya oturuyoruz. Çocuk bana anlatıyor tuşları. Ben çocuğun yüzüne bakıyorum, çocuk afallıyor tabi. Ama çok güzel gülüyor napıyım? Neyse başlıyoruz oynamaya. Bu bana bilerek veriyor 2-3 maç. Sonra alıyor tabii. Eğleniyorum oynarken ne de olsa o oynatıyor ya.Sonra Ce ve yüzücü geliyolar onlar ikisi biz ikimiz maç yapıyoruz. Ufuuu yeniyoruz da yeniyoruz bunları özetle. El çarpmalar birbirine bakıp gülmeler havada uçuşuyo. James'ın maçı var. Götürüyoruz onu durağa tokalaşıyoruz, bindiriyoruz. Gidiyor. Bu kadar. Tabi bunlar olduğunda ben Uzun'dan ayrılalı 3 gün oluyor. Benim onlarla buluştuğum gün Uzun kalkıp geliyor oturduğum semte. Vedalaşıyor benimle, hala aşık. Ama olmadı be Uzun yapamazdık seninle biliyosun. Bana göre değildin sen, yanlıştı hiç olmamalıydı. Aradan harika 20 gün geçiriyorum ben, James'la aramız o kadar iyi ki. Kanatsız meleklerin varlığına inandırmışım onu. Klasik hıyar yavşaklığı afedersin. Neyse, çıkıyoruz bununla. 4 gün sonra ayrılıyoruz. Üzmek istemiyor beyimiz! Yalan. Yakışıklı James'lar asla benim gibi mahalle kenarının olamayacak. Bu da bundan sonra neden sevgili istemediğimin anısıdır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)